Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Aralık 2010 Pazartesi

MOTORU ÇARPAN UÇAK/ ÇİKOLATA KOKULU ŞEHİR ANTWERP



Sabahın sekizinde güle oynaya bindiğim Brüksel uçağım inişe geçmeye başladığında ben o sıra steaward'a en sevimli halimle "kulaklığlımı teslim etmesem ne olur?" seromonisi yapıyordum. Tom Cruise ile Cameron Diaz'ın filmi Knight and Day çok tatlı gelmişti ve tam son bölümünü kulaksız olarak ne soylediklerini tahmin etmeye çalışarak seyretmek istemiyordum. Ama en sonunda öyle oldu.. Steaward benim kulaklığımı almayı sona bırakmaya ikna olsa da film yetişmedi.. ben de sinir olmaktansa filmi kapatıp onun yerine ekranda uçağın kokpitinden görünümü veren kamerayı açtım. Zira inişlere hep meraklıyım.. hatta pilotlara puan veririm.. çok anlıyorum ya... tabii hep korkudan... herneyse tam nedense aklımdan " yav nasıl oldu da inerken Amsterdam pistine düştüler" diye geçiriken bizim uçakta bir gariplikler olmaya başladı önce sağ tekerlekler piste değidi, sonra sol tarafa doğru uçak yatmaya başladı.. sanki devrilecek... ondan sonra bir kontrolü kaybetme durumu ...ben bu arada burnumu ekrana dayamışım çünkü ileride pist ikiye ayrılıyor ve biz lastikleri yağmurda kaymaya başlamış araba gibi kontrolu kaçırmışız.. tek ufak fark 240 km hızla gitmemiz!.. herneyse son anda uçak toparlıyor da ve sol taraftaki piste girebiliyoruz.... Pistte bizi bekleyen havalimanı görevlilerinin suratları son derece normal, hatta uçak körüğe yanaşıyor.. yani anormal hiçbirsey yokmuş gibi... "Allah Allah çok ilginç bir inişti" derken gözüm hosteslere takılıyor.. suratlar bembeyaz, hepsi son derece tedirgin gözküyor... Murat ertesi gün bana telefon açıyor "Bu sefer kötü indik derken abartmıyomuşsun, gazeteler yazdı sizin uçak motorunu piste çarpmış! " Aklıma avucumun içine bakıp "Hayat çizgin çok ince yani hayatla bağlantın zayıf olacak ama sen uzun yaşayacaksın" diyen falcı geliyor... Gene yırttık diyorum kendi kendime... Zira bu ilk yırtışım değil..

Sonraki sahne şu 48 avukat gruplara bölünmüş ellerinde bir kitapçık kafalarında mülteci misali soğuktan korunmak için örtülmüş şallar, komik komik Antwerp'in sokakların koşuşuyolar. Amaç kitapçıdaki belirlenen yerleri bulmak, soruların cevaplarını araştırmak ve olabildiğince ve en ilginç fotoğrafları çekmek.. Çünkü bu bir yarışma... İşte o an nefis bir koku geliyor ve Leonidas'la tanışıyorum.. Elime tutuşturulan hindistan cevizli pralin beni kendimden geçiriyor... Belçikalıların çikolata konusunda ünlerinin tavana vurması boşa değil... Hem de esasında pralin konusunda daha ustaymışlar... Üç gün sonra Leonidas'a tabii ki tekrar gidiyorum... O pralinlerden almayım! ( http://www.leonidas-chocolate.com/ )

Sevimli binaları, limanı, meydanlarıyla hoş bir şehir Antwerp...Biraları zaten pek meşhur. Tatmadan geçmedik tahmin edeceğiniz üzere. Bir akşam Spiegelzaal binasını gezdik. Bir çeşit devlet büyüklerinin evi. En son Napolyon için restore edilmiş.. Ama uyuyamamış adamcağız maalesef evde.. Ama ziyaret etmiş. Ertesi gün ise adını almayı maalesef unuttuğum başka bir lokantaya gitti.k Belçika da yeşil karides denilen bir karides var. Bununla harika antreler yapıyorlar küçük küçük servislerde ... çok sevimli ve lezzetli. Biz de yeşil karides yomuş.. bu nedenle hiç sulanmıyorum tariflerine.. herşey yerinde güzel galiba gidip yemek lazım. Bir diğer gece şampanya soslu Kalkan denedim.. Çook lezzetli. Sizin için bir tarif videosu buldum. İşte Turbo (fish) Au Champagne tarifi.. Benim yediğimde pırasalar var ve yanında shellfish yoktu ve balık cok daha fazla sosa bulanmış şekilde servis edilmişti.. Paşa gönlünüz nasıl çekerse.. Hiç de zor değil!

http://www.youtube.com/watch?v=13wprjHjIW0
Bir diğer keşfim ise bir çanta markası... Rabeanco...Yumuşacık derili ve her biri birden fazla formata girebilen bu çantalar tam çalışan kadın işi.. Boş verin Guccileri falan.. O kadar paralara değmez... Biz bu marka olaylarına kapılmayız..

http://www.rabeanco.com/home.html
Bu ziyaretten çok önemli iki şey öğreniyorum biri, Leonidas ( bavulumda) diğeri ise hayat sigortasının önemli bir ayrıntı olduğu...

--
11/14/2010 07:16:00 AM tarihinde Tuba tarafından Çalışan Kadın'ın Günlüğü/Coffee, Tea, Me adresine gönderildi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder