
Ben Adapazarı'nı depremden önce ziyaret etmemiştim. Bu nedenle bu şehrin değişikliğini hissedemiyorum gittiğimde. Belki de bu yüzden kendimi hic de mesefeli hissetmiyorum Adapazarı'na karşı... Hayatın tüm acımasızlığına rağmen nasıl insanların ve bir şehrin cesurca devam edip ayakta duruduğunun göstergesi bence.. . Bu nedenle ilk işimiz 29 Ekim de çoluk çocuk bir ıslama köfte yemek. Bir Trakyalı olarak "küfteye" ayrı bir tutkum var ne de olsa... Meşhur Köfteci Mustafa bence denediklerimiz en iyisi. Soslarıyla ıslatılıp kızartılmış ekmek bir karbonhidrat tuzağı olsa da...Yolunuz düşerse mutlaka burada mola verin.. Sadeliğin mütevaziliğin tadını çıkartın.. Nefis kaymaklı kabak tatlısını ise sakın ihmal etmeyin derim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder