
Tatil ya.. bol bol yazacam, içimden geldi. Ayrıca cin fikirler serisine devam etmediğimi zannediyorsanız çok yanılıyorsunuz. Biz de cin fikirler tükenmez. Market alışverişinden pek haz etmiyorum. Hele cangılı cungulu şişeler taşımaktan hiç hoşlanmıyorum. İşten çıkıp markette bir sürü almayacağım şeyleri almışken ayağıma kraplar girmesini ayrıca sevmiyorum. Bu nedenle Migros'un sanal alışverişini keşfettiğim güne dualar ediyorum. Bu işi evin sanal ustasının ( yani ben değil) yapmasına ayrıca bayılıyorum. Ama gel gör ki, bir süre sebze meselesini halledemedik. Kenarda köşede kalmış sebzeler kimseye göre değil tabii. Serde çıtayı yükseltmekte var bir de... Nedir? iyi sebzeler yenecek hatta mümkünse organik.. Yazın bu konuda nispeten rahatım. Kendimce küçük bir bostanım var. Başkalarının bostanlarına da sulanınca iş tamam oluyor. Ama kışın öyle değil. Organik sebze satan ve eve servis yapan bir sürü websitesi denedim ama ya acaip paralar ödedim ya da fena halde kötü sebzeler pişirmek zorunda kaldım.. Boynumu büküp ya pazara gidiyordum ya da gene markete.. Ama bir gün Zerrin imdadıma yetişti. Zaten Zerrin öyle bir dost.. Yani herkese lazım. Ne zaman onunla oturup konuşşam hep bir aydınlanma yaşıyorum.. Bana düşünmeyi keşfetmeyi ve öğrenmeyi gösterenlerden. Hiç nasihat vermez.. Görmeye yardımcı olur...Hani bakarken anlaşırsınız ya bazılarıyla, aynen öyle. Zerrin benim iş arkadaşım ama biz onunla iş dışında çok şey dertleşiriz. Kendisi ayrıca transformal nefes terapisi koçu. "Transformal nefes terepisi nedir?" diye bir gün ona sorduğumda... "Yaptığın hiçbir şey yok sen sadece nefes alıp veriyorsun" dedi bana. Pratik kız ya hemen benim anlayacağım formata getirdi meseleyi yani.. Ama iş biraz daha derin esasında. Malumunuz hiç birimiz doğru nefes alıp vermiyoruz ve çoğu zaman nefes almayı unutuyoruz bile... Bilinçsizce... Burada ağızdan alınan tam ve bağlantılı bir nefesle yanlış nefes alışkanlıklarının açılmasını, bedenin 'süper-okside' olarak çocukluğumuzdan beri taşıdığımız duygusal travmaların (duygusal çöpün) arınması sağlanıyor. Koçunuz bu arada sizin vücudunuzdaki, bazı noktalara baskı yaparak bu konuda size yardımcı oluyor. Yanlışşam düzelt arkadaşım? Ben ilk yogaya başladığım zaman bu konuda ne kadar zayıf olduğumu görmüştüm. Sonrasında doğru nefesin vücumdumda nelere muktedir olduğunu ve ne kadar önemli bir meditatif etisi olduğunu da...Halen çalışıyorum.. Bu bir süreç sonu yok, güzelliği de burada... Zerrinle yaptığımız tek seanslık çalışma bile oldukça etkliydi. Galiba bizim ikimizin iç yolculuklarına başlama hikayemiz aynı zamanlara rastgelir. Bu nedenle biz onunla reiki, meditasyon, yoga, nefes, aile dizini gibi deneyimlerimizi açık yüreklilikle ve büyük bir doğallıkla paylaşırız. Herneyse, bir gün gene iş için oturmuşken Zerrin bana kendi bulduğu bir organik sebzeciden bahsetti. Ben de referans iyi olunca derhal denedim. Herşeyin ötesinde her Cumartesi evime pazar alışverişi yapmış gibi mevsimin sebzelerinin makul bir kalitede gönderilmesi ve de makul br fiyatta olması beni çok cezbetti. Ve tabii hayatımı kurtardı. Ne var yani kışın domates yemiyiverin. Çocukluğumuzda yiyormuyduk ?.. Yoo salçalar vardı.. Bu aynı mantık ve çok pratik. Açıkçası organik olup olmaması bile çok önemli değil bana sorarsanız.. Anneme iyi beslenme diye sorduğumda hep aynı şeyi söyler " Her şeyi mevsiminde ve kararınca yemek lazım kızım" Benim kızım bebekken beslenme konularına fena halde kafayı takmıştım. Sonunda kendimce bir sırra ulaştım. Annem doğruyu söylüyordu. Tüm kaynaklar "mevsiminde, yerel olanı ye ve bir yediğini ertesi gün yememeye çalış" diyordu. Yani bugun elma yedin yarın muz ye. Bugun et yedin yarın balık ye. Dünyamızda tarım konusunda başlıca problem olan ilaçlama, gübreleme, hormon gibi yan etkilerle ancak böyle başa çıkman mümkün. Vücut o zaman tolare edebiliyor. İşte o zaman annemin " hiç bir şeyi fazla kafaya takmıyacaksın" demesini anladım. Hijyen konusunda da aynı şeyi yaşadım... Tanıdığım gıda mühendisleri Salmonella riski nedeniyle çiğ tavuk için kullandıkları bıçakları ve hatta ellerini çamaşır sularıyla yıkadıklarını anlatırken kimya mühendisi olan ablam çamaşır suyunu mutafağa asla sokmamam gerektiğini söylüyordu.. Kısaca tüm bu konuların sonu yok.. Evet Umit beylerin organik tarım konusunda sertifikaları var ama dediğim gibi benim için artık çok önemli değil. Umit Kaleli bey Çarşamba günü listeyi gönderir, siz email göndererek seçersiniz. Sepetiniz hazır, hem de haftalık dört kişilik oranda, 50 TL. Life is good... Var mı bundan kıyağı?
http://www.organikye.net/
http://www.organikye.net/
--
11/11/2010 04:40:00 AM tarihinde Tuba tarafından Çalışan Kadın'ın Günlüğü/Coffee, Tea, Me adresine gönderildi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder