Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

15 Ağustos 2010 Pazar

YILLANMIŞ DOSTLUKLAR\ VIRGIN MARY




Son bir haftadır yıllık izindeyim. Çalışan kadının yenilenme dönemi... Geçen gün gazetedeki yazı dizisinde okuduğum gibi İstanbul'da aylaklığın ne demek olduğunu keşfetmeye çalışıyorum... Otuzdört senelik arkadaşlarımı almışım karşıma, günün münasebetsiz bir saatinde Nişantaşı Kantin'de aylaklık ediyoruz, var mı böyle bir lüks? Kimi diyor "Acıktım", kimi diyor "Tatlı krizim tuttu "... sonra bu sefer" bana doğum günü hediyesi almamıştınız , haydi şimdi alın" diye tutturuluyor, gidiliyor Karum'dan rengarenk kalemler seçiliyor, dükkan sahibi indirim yapmazsa kalemleri çalmakla tehdit ediliyor vs.. Aynen Kantin'deki aylaklığa devam ediliyor.. Tüm bu harcamaların üstüne soğuk bir şeyler içmek lazım haliyle... Gözüm kara tahtadaki virgin mary yazısına takılıyor ve gene lafı yiyiyorum "Kırk kere gelmişimdir şuraya bir kere bile aklıma virgin mary içmek gelmedi". Olsun, ben hayatımdan memnunum... Kantin'in sahibi "Şemsa Hn. kızmaz değil mi?" diye garsonlardan izin isteyip Mary'inin resmini çekiyorum...(Şemsa Hn'ı Açık Radyo'daki şahane tariflerinden tanıyorum ne de olsa. Hatta http://www.kantin.biz/ sitesinde siz de tarfiflere göz atabilirsiniz ) ve hemen " Zencefil tadının ne kadar yakıştığından" bahsedip "İçerisinde başka farklı bir sey var mı?" diye soruyorum, klasik malzemeler sıralanıyor, Tabasco, Worchestershire sosu ve bol kara biber... Demek "işin sırrı zencefilde" diyoruz.. Alkolsüz Kokteyl havasında aylaklığımıza devam ediyoruz. Konuşmaya ne hacet, dile kolay 34 sene, bazen sözlere ihtiyaç yok...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder