Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Kavala / Cacıki

Bundan  heralde en az on sene önce Rodos  adasına gitmemizle başladı Yunanistan maceramız. Maalesef  güney sahilllerimizde bulamdığımız korunmuş bir yerellik, sadelik, temizlik ve yeme içme konusunda ucuzluk bulmuştuk. Biz karı koca lüks resortların adamı değiliz. Lokal yerlerden, keşfetmekten ve yerel mutfaklar tatmaktan hoşlanıyoruz. Kısaca deniz kenarındaysam bir zahmet çiflik çipura yemeyeyim artık! Ama yok, biz de öyle köfteden kebaba hatta pizzasından English Breakfast'ına kadar herşey bulmak mümkün ama iki  denizden yeni çıkmış balık bulmak mümkün değil. Buldun mu da cüzdanı bırak çık. Kapıda 4x4 lerin toz duman içerisinde park ettiği bir balıkçıya gelmişşin demektir. Çok iyi hatırlıyorun hayatımın en güzel karides tavasını Rodos'ta bardakları aynı olmayan bir sofrada tattım ben. Sevis yapan amca seksenlik, masa örtüsü ise kağıttandı. Ama adam balıkları buzlukta gösterdiğinde "Çiflik değil, değil mi?" diye sorduğunda dövecek gibi bakıyordu. Bu arada Saragoz'un nesi çiflik olacaksa? Bendeki cibilliyetsizliğe bakın.


 O gün bugündür biz vize durumuna takılmazsak kendimizi adalara attık.  İdil'in  bebek hali bizi  birkaç sene üst üste Çeşme'de duraklamamıza sebebiyet verdirdi ama artık o da bize çoktan katılmış durumda. Bu yaz ufak bir Çeşme duraklamasından sonra bu sefer kendimizi arabayla kara Yunanistanı'nda bulduk. Triptik kalkmış ama yeşil sigorta ve  uluslararası ehliyet şart. Eğer araba sizin üzerinize  değilse arabayı kullanacak kişinin adına çıkartılmış bir vekaletname almanız gerekiyor. Gümrükte araba o kişinin pasaportuna sanal olarak bağlanıyor.  Geçişte bir problem yaşamadık. Sabah erkencene çıkıp öğlen saatinde Dedeağaç'ta frapelerimizi yudumlamaya başlamıştık bile..

İki buçuk saat kadar sonra Kavala'ya vardık, yarların üzerinde kurulmuş ve her ne kadar tanıtım broşürlerinde son derece "Helen" bir şehir olduğu  yazsa da ben burayı Trakya'nın parçası olarak görmekten kendimi alamadım. Nasıl alayım  Murat'ın anneanesi burada doğmuş, benimkilerin anne tarafı da Selanikli, mimari de, sokak isimlerinde her yerde Türklerin izi var. Bu nedenle kendinizi yakın hissediyorsunuz.  Sıcakta biraz meşakkatli olsada ilk iş  kaleye tırmandık. Sonra hepimizin korkudan ödünü koparan Kavalalı Mehmet Ali Paşanın evini ve heykelini ziyaret ettik. Oradan koşarak uzaklaşırken kendimizi tam evin karşısındaki taş evden  yapılmış ve harika bir Kavala teras manzarası olan kafeye attık.  Masalar bol tozlu ama limonatalar boz buzlu idi!  Kan şekerinin heralde yükselmesiyle de olacak ki derhal sıcağın bunalmışlığını üstümüzden attık ve otelimiz Esperia'ya  geldik.  Burası ucuz ama temiz bir otel. Konfordan uzak . Tek gece kalacağımızdan buradaki oteller konusunda kendimizi pek zorlamamıştık. Booking.com bu konuda süper.

Veee ver elini Panos ve Zafira... Limanın en ucunda yer alan bu lokanta Kapodokya göçmeni iki Türk tarafından açılmış. Bu arada Kavala  mübadele sırasında Kapodokya tarafından göç etmiş Rumların yerleştiği bir bölge. İnsanlar zaten çat pat Türkçe konuşuyor, menüler Türkçe gelebiliyor. Öğlen yemeği yememiş olan bizler fena halde abartılı bir sofra da bulduk kendimizi.  Ben  en çok, üstünde havyarla servis edilen yeşil salatayı, midyeli pilavı ve  Rumların nasıl yaptıklarını bir türlü keşfedemediğim son derece ince ve çıtır sebze kızartmasını, kocaman barbunları, ve en önemlisi cacıkiyi beğendim.Fiyatlar İstanbul' a, Çeşme'ye oranla halen ucuz olmakla birlikte Avro'nun son yükselişi esasında son dönemdeki kadar ucuz olmaktan çıkarmış vaziyette. Şimdi bana diyebilirsiniz ki "Bula bula  beğenecek cacığı mı buldun?" Eveeet, çünkü Rumlar farklı yapıyor. Nasıl mı?

Bir  orta boy kase Süzme yoğurt
Buna küçük kibrit çöpü şeklinde keşilmiş veya uzun uzun rendelenen salatalıkları (1 veya 2 tane)
Bir çay kaşığı tuzu ve
İyice havanda dövülmüş en az 4 sarımsağı ekleyiniz.
Vee asla su katmadan biraz karıştırın. Lapa kıvamında olmalı.. Bunu kızartmaların yanınnda sos olarak ta kullanıyorlar.. Bir de çok farklı bir adı var, Cacıki!! İşte bu kadar yakınız.
Salata, cacıki, midyeli pilav ve uzo

Panos - Zafira'nin inanılmaz irilikteki barbunları


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder