Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Ağustos 2011 Pazar

Blog/ Soslu midye


Blog nedeniyle fotoğraf çekme tekniklerim üzerine çalışıyorum

Bloğumu oluşturmamın  üstünden bir senden fazla bir zaman geçti. (9 Temmuz)  Kendimle ilgili yaptığım en güzel şeylerden biri olduğunu düşüyorum. Yaklaşık yüzyıldır!!!! okuduğum Mutluluk Projesi kitabında gerçek zevklerinin ne olduğunu hatırlamak için  onbir yaşında nelerle uğraşıldığının hatırlanması   tavsiye ediliyor.  Zira bugün zevk aldığımızı düşündüğümüz bazı hobilerimiz, uğraşılarımız esasında toplumdan etkilenerek oluşturduğumuz bazı zevkler olabiliyormuş.. Mesela tiyatroya, sinemaya gitmek vs. Bunları sevmiyen yoktur heralde ama belki de bazılarımız için pek de o kadar mutluluk verici  değiller.. Kitabın bu kısmını okuduğumdan beri düşünüp duruyordum.. En fazla mikado oynamayı, kırmızı tuğlaları ezip kırmızı biber yapmayı,  lastik oynamayı sevdiğimi hatırladım hatırlamasına ama bunları bugün yapmak bana o kadar da çekici gelmiyor... O zaman başka birşeyler olmalı, ama ne derken geçen gün blogu yazarken hatırladım, esasında ben yazmaktan zevk alıyordum. Belki 11 yaşımda değil ama orta iki, üç zamanlarında hikayeler  yazmaya çalıştığımı ve bunu arkadaşımın babasına utana sıkıla okuttuğumu hatırlıyorum. Aldığım tepki galiba beni pek memnun etmedi- ki  sonrasındaki denemelerim edebiyat dersindeki kompozisyonlarımla sınırlı kaldı. Bir de universitedeki şiir defterimi hatırlıyorum. Bu durumda blog bir anlamda benim bu yanımı  tekrar hatırlamama neden oldu diye düşüyorum. Ve en güzel tarafı ise bunu özgürce  yapabilmek. Önceleri Türkçem yeterince iyi mi,  bazen  göremediğim ve beynimden hızlı giden parmaklarımın yaptığı tapaj hataları göze çok batıyor mudur? diye hayıflanıyordum. Artık açıkçası bu durumu da aştım. Bu benim takdir almak için yaptığım bir şey değil sadece kendim için yaptığım bir şey. Bu da beni en çok çeken şeylerden biri. Ancak açıkça itiraf etmeliyim yazarların neden sigara içtiklerini şimdi anlıyorum. Garip de olsa  yazarken sigara içmek bana ilham veriyordu ve beeeen Aralık ayında sigarayı bıraktım.. Her halükarda çok mutluyum her nekadar  bloğum için çok olumlu olmasa da ve performansım düşmüş olsa da.. Olsun, performasımı kim değerlendirecek ki?


Şakşukayı yazın  tadımlık kaselerde sunmak pek hoş oldu!
 Ha, şu var   bloğa kaç kişi girmiş bakıyorum ve çok acaip ülkelelerden bile giriş yapıldığını görüp seviniyorum. Veya bazı yazılarımın /tariflerin diğerlerinden daha popüler olmasını takip etmek hoşuma gidiyor sonuçta bu severek yaptığın bir şeyin mutlaka bir noktada başkaları tarafından da takdir gördüğünü gösteren bir örnek olsa gerek.



Sonra   Facebook'da sosyalleşme çabaları sıklaştı geçen sene... Iphone sağolsun.  Eski dostları bulmak, normalde böylesine sık iletişim kuramayacağım arkadaşlarımla  tekrar ve tek satırda veya bir fotoğrafla  bir sürü şeyi anlatmak... Beni  gerçekten mutlu etti. Belki paylaşılanlardan bazıları  yapay, belki olmayan dünyaların yansıması.. ama gerçek  hayatta da böyle değil mi? Herkes istediği kadarını ve istediği şekilde göstermiyor mu? Bu durumda ben herhalde daha insanların  kişiliklerinin hangi yönde geliştiğini , ilgi alanlarını, çoçuklarının fotoğraflarını görmekten çok memnum. Sonra ve pek yakın zamanda Twitter 'i çözdüm, Sera ve Pinar   arkadaşlarım sayesinde.  Eeee tabi onlarda işi ikoncanımız Seza 'dan kapmışlardı... Mutlaka edinmenizi tavsiye ederim... genç bir ikoncanınız olsun...

Güzel bir sene oldu vesselam... Keşif ve yaratıcılık dolu.

Bunu yaza özgü Burgazada'da yediğim bir midye tarifiyle kapamak isterim. Bu midye özel,  içinde içtenlik, huzur, samimiyet ve iyi kalpden  bir değil, birkaç tutam var...Sevgili dayı oğlu Mustafa/ Zeynep  elinden .

Midyeleri denizden sabah çıkartıyorsunuz, ya da şanslıysanız alıyorsunuz balıkçıdan. Güzel fırçalıyorsunuz ve yıkıyorsunuz.

Sonra:
Bir wok'da  biraz yağda soğan  kavuruyorsunuz ( 1 adet kadar)
Ustune 1-2  su bardağı kadar  beyaz şarap ( midyelerinizin oranına göre)
1 kutu krema
Bir avuç kıyılmış maydanoz
ve kara biber ekleyip midyeleri içine koyuyorsunuz
Midyeler sosta açılıp kolayca pişiyor, isterseniz kapak ta kapatabilir eğer  daha sulu bir sosa sahip olmak istiyorsanız üstüne şarap veya su ekleyebilirsiniz midyeleri karıştırmak gerekebilir ki kapalı kalan kalmasın ve hepsi sosa bulansın.

En sonunda sosu kaşıklamayı veya  "şamadıra yapmayı" unutmayın derim.. zira en iyi kısmı.  Bunu bir de Çeşme deki Babylon  çok güzel yapardı ama tabii içinde muhtelemen sevgisi azdı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder