| Blog nedeniyle fotoğraf çekme tekniklerim üzerine çalışıyorum |
Bloğumu oluşturmamın üstünden bir senden fazla bir zaman geçti. (9 Temmuz) Kendimle ilgili yaptığım en güzel şeylerden biri olduğunu düşüyorum. Yaklaşık yüzyıldır!!!! okuduğum Mutluluk Projesi kitabında gerçek zevklerinin ne olduğunu hatırlamak için onbir yaşında nelerle uğraşıldığının hatırlanması tavsiye ediliyor. Zira bugün zevk aldığımızı düşündüğümüz bazı hobilerimiz, uğraşılarımız esasında toplumdan etkilenerek oluşturduğumuz bazı zevkler olabiliyormuş.. Mesela tiyatroya, sinemaya gitmek vs. Bunları sevmiyen yoktur heralde ama belki de bazılarımız için pek de o kadar mutluluk verici değiller.. Kitabın bu kısmını okuduğumdan beri düşünüp duruyordum.. En fazla mikado oynamayı, kırmızı tuğlaları ezip kırmızı biber yapmayı, lastik oynamayı sevdiğimi hatırladım hatırlamasına ama bunları bugün yapmak bana o kadar da çekici gelmiyor... O zaman başka birşeyler olmalı, ama ne derken geçen gün blogu yazarken hatırladım, esasında ben yazmaktan zevk alıyordum. Belki 11 yaşımda değil ama orta iki, üç zamanlarında hikayeler yazmaya çalıştığımı ve bunu arkadaşımın babasına utana sıkıla okuttuğumu hatırlıyorum. Aldığım tepki galiba beni pek memnun etmedi- ki sonrasındaki denemelerim edebiyat dersindeki kompozisyonlarımla sınırlı kaldı. Bir de universitedeki şiir defterimi hatırlıyorum. Bu durumda blog bir anlamda benim bu yanımı tekrar hatırlamama neden oldu diye düşüyorum. Ve en güzel tarafı ise bunu özgürce yapabilmek. Önceleri Türkçem yeterince iyi mi, bazen göremediğim ve beynimden hızlı giden parmaklarımın yaptığı tapaj hataları göze çok batıyor mudur? diye hayıflanıyordum. Artık açıkçası bu durumu da aştım. Bu benim takdir almak için yaptığım bir şey değil sadece kendim için yaptığım bir şey. Bu da beni en çok çeken şeylerden biri. Ancak açıkça itiraf etmeliyim yazarların neden sigara içtiklerini şimdi anlıyorum. Garip de olsa yazarken sigara içmek bana ilham veriyordu ve beeeen Aralık ayında sigarayı bıraktım.. Her halükarda çok mutluyum her nekadar bloğum için çok olumlu olmasa da ve performansım düşmüş olsa da.. Olsun, performasımı kim değerlendirecek ki?
| Şakşukayı yazın tadımlık kaselerde sunmak pek hoş oldu! |
Sonra Facebook'da sosyalleşme çabaları sıklaştı geçen sene... Iphone sağolsun. Eski dostları bulmak, normalde böylesine sık iletişim kuramayacağım arkadaşlarımla tekrar ve tek satırda veya bir fotoğrafla bir sürü şeyi anlatmak... Beni gerçekten mutlu etti. Belki paylaşılanlardan bazıları yapay, belki olmayan dünyaların yansıması.. ama gerçek hayatta da böyle değil mi? Herkes istediği kadarını ve istediği şekilde göstermiyor mu? Bu durumda ben herhalde daha insanların kişiliklerinin hangi yönde geliştiğini , ilgi alanlarını, çoçuklarının fotoğraflarını görmekten çok memnum. Sonra ve pek yakın zamanda Twitter 'i çözdüm, Sera ve Pinar arkadaşlarım sayesinde. Eeee tabi onlarda işi ikoncanımız Seza 'dan kapmışlardı... Mutlaka edinmenizi tavsiye ederim... genç bir ikoncanınız olsun...
Güzel bir sene oldu vesselam... Keşif ve yaratıcılık dolu.
Bunu yaza özgü Burgazada'da yediğim bir midye tarifiyle kapamak isterim. Bu midye özel, içinde içtenlik, huzur, samimiyet ve iyi kalpden bir değil, birkaç tutam var...Sevgili dayı oğlu Mustafa/ Zeynep elinden .
Midyeleri denizden sabah çıkartıyorsunuz, ya da şanslıysanız alıyorsunuz balıkçıdan. Güzel fırçalıyorsunuz ve yıkıyorsunuz.
Sonra:
Bir wok'da biraz yağda soğan kavuruyorsunuz ( 1 adet kadar)
Ustune 1-2 su bardağı kadar beyaz şarap ( midyelerinizin oranına göre)
1 kutu krema
Bir avuç kıyılmış maydanoz
ve kara biber ekleyip midyeleri içine koyuyorsunuz
Midyeler sosta açılıp kolayca pişiyor, isterseniz kapak ta kapatabilir eğer daha sulu bir sosa sahip olmak istiyorsanız üstüne şarap veya su ekleyebilirsiniz midyeleri karıştırmak gerekebilir ki kapalı kalan kalmasın ve hepsi sosa bulansın.
En sonunda sosu kaşıklamayı veya "şamadıra yapmayı" unutmayın derim.. zira en iyi kısmı. Bunu bir de Çeşme deki Babylon çok güzel yapardı ama tabii içinde muhtelemen sevgisi azdı!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder