Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Ocak 2012 Salı

40' a beş kala/ 5 pişmanlık


40'a beş kala listesinden: Amsterdam gibi bir sürü değişik şehri
dolaşmak isterdim
 Ms. Bronnie Ware, senelerce ölmekte olan insanlarla işi icabı birlikte olmuş ve kendi websitesinde ve kitabında  ölmekte olan  kişilerin pişmanlıklarına ilişkin yaptığı araştırmayı yayınlamış.  http://www.inspirationandchai.com/Regrets-of-the-Dying.html Bunlar en çok dile getirilen beş pişmanlık (5 Regrets) anladığım...  Yoksa büyük ihtimalle pişmanlık bol!! Bu sorgulamanın ciddi bir sorgulama olduğunu biliyorum. Bunu yapma fırsatı olanlar yani sonun yaklaştığını bilenler bu konuda ister istemez düşünüyorlar ve dile getiriyorlar. Biliyorum çünkü uzun seneler kanserle mücadele eden babam her fırsatta hayatta yapmak istediklerini yaptığı için memnun olduğunu söylerdi. Hatta bu konuda geriye kalan bir listesi bile yok gibi gözüküyordu.

Türkiye'nin gezilmedik yerini bırakmamak,
Çeşitli vesilerle önüme çıkan bu beş pişmanlık listesini gündeme getirmeye karar verdim. Oysa ki amacım 40'ıma beş kala bir dilek listesi oluşturmaktı. Dileklerimin ne olduğuna bakarken haliyle isteyip de neyi yapamadığıma da şöyle bir göz atmak zarureti hasıl oldu :) Bu da bana  yapamadıklarımın "5 Regrets" listesine uyum  gösterip göstermediği konusunda bir karşılaştırma yaptırdı doğal olarak.

Bali'de yoga tatili yapmayı dilerdim.
Not: Neden Bali? Hiçbir fikrim yok :)
Benim "40'a beş kala" listesini boş verin! Çünkü liste Zerrin Özer'in Hep Bana şarkısı misali, çalışmadan para kazanmak, yiyerek kilo vermek,  dünyadaki  lokasyonların neredeyse 2/3 'sini bedava görmek  gibi hususları içeriyor!  Bu durumda biraz derinlere dalmam lazım diye düşündüm. Yoksa benim listeye benim bile bakmaya içim elveremeyecek.

5 top regrets:

1-Keşke gerçekten  kendi istediğim hayatı yaşasaydım, başkalarının benden beklediğini değil:

Bunun üstüne çok düşündüm. Arkadaşlar, bu bence acayip zor. Şöyle dönüp baktığımda zaten kurulu olan sistem içerisinde hemen hemen hepimizin istediğimiz hayatlardan farklı hayatlar yaşadığımızı düşünüyorum.  Benim istediğim hayata (bkz 40'a beş kala listesi) bakar mısınız? Bu durumda tamemen  kendi egomuzun çevresinde hizmet edip dururduk gibi geliyor bana! Çocuklara bakmak, para kazanmak, yeri geldiğinde iş hayatında istemediğin işlerle uğraşmak... Hayat biraz da bizim egomuzu törpülememeli mi? Ancak katılıyorum başkasının çizdiği ve kendimizi içerisinde sadece bir aktör gibi hissettiğimiz hayatlar olmamalı bunlar.

Bronnie şöyle özetlemiş esasında en azında bazı hayallerimizi gerçekleştirmiş olmamız lazım. Evet evet hayat buna kesinlikle değer ! Peki benim hayyallerim neler? Ya sizinkiler?


Toprakla daha fazla haşır neşir olmayı dilerdim
2-Keşke bu kadar çok çalışmasaydım

Heh! Zerrin Özer şarkısına geri döndük! Bence imkanımız oldu mu zaten çalışmayan bir milletiz biz. Ancak 52'ime geldiğimde emekli olabileceğimi hesapladığımda bayağı bir bozulmadım değil!! Çocuğu bir kıyı kasabası ilkokuluna göndermek konusunda henüz bir karar almadığıma göre ben ancak  52.yaşımda emekli olabilceğim gibi duruyor !

3-Keşke duygularımı ifade edebilecek cesarete sahip olsaydım

Bunu okuyunca direkt aklıma 97 yaşında vefat eden babaannem  geldi. Pembe Hanım, içinde hiç bir şeyi tutmazdı. Ve hatta bence 97 yaşına kadar yaşamasının en büyük sırlarından biri de buydu. Yani bu iyi! Ama stil, zamanlama, empati bunların hepsi  ayrı bir önem arz ediyor gibi geliyor bana. "Önümüze gelene bir tekme" olayı olmasa gerek bu...  Ancak şu bir gerçek ki daha fazla ayağa kalkıp istediklerimi söyleyebilmeyi hakikaten ben de isterim. Ve galiba bunu yapabilirim !

4-Keşke arkadaşlarımla daha çok görüşseydim

Bu çok net! Ben gene önce aile diyorum. Ama arkadaşlarımı da asla kenara atmam valla! Hatta 2011'in en güzel tarafı eski lise arkadaşlarımın bir kısmına daha ulaşabilmek oldu. Çok daha sık görüşüyoruz ve ben çok mutluyum!

Bir sürü şefle tanışmak
ve onlarla yemek pişirmeyi dilerdim
Cratos'un  ve Hillside Fethiye'nin
eski şefi Hasan Aytemur 
5- Keşke kendi kendime daha fazla mutlu olabilmek için izin verseydim.  

Ben buna yürekten katılıyorum. Mutululuk Projesi kitabı geliyor aklıma hemen.  http://happinessprojecttoolbox.com/   Herkesi bekleyen daha zor günler olabilir ve bu nedenle yaşadığımız günlerin kıymetini daha çok bilmek gerekiyor gibi geliyor bana.


Bronnie Ware'in blogundaki son lafa bayıldım :


"Life is a choice. It is YOUR life. Choose consciously, choose wisely, choose honestly. Choose happiness."
Model Nünü'nün. Örtünün rengine bakar mısınız ? ;)
Tüm bunların üstüne nedense bir Pırasalı Kiş (Quiche)  tarifi vermek geldi içimden. ( Yahu, ne alaka?) İlk pişirmeyi öğrendiğim şeylerdendi. Bu nedenle halen bence en iyi becerdiğim tariflerdendir. En pırasayı sevmeyen adama bile yedirebilirisiniz benden garanti ;) Tarif sahibi müthiş şef Mübüş'e de buradan sevgiler!

Pırasalı Kiş (Quiche) (Bir blogta kişin yazılışına ilişkin sıkı bir azara rastladım. Korkudan orjinali de yazdım valla!)

Malzemeler:

1 Kg Pırasa
250 gr Jambon

Tart hamuru:
200 gr un
150 gr margarin veya tereyağ
1/2 kahve kaşığı tuz
1/2 su bardağı tuz

Unu koy, oda sıcaklığındaki  margarin'i  küçük parçalara ayır, una kat, tuzu ekle ve yoğur. Çok mıncıklama yağ  elinin sıcalığıyla erdikçe erir ve hamur un ister. Bu da tartın pişince çok sert olmasına sebebiyet verebilir. Bu arad ayarım bardak suyu yedirmeyi unurma. Buzdolabında üstünü nemli peçete ile örterek 1 saat beklet.

Beşamel Sos: Kibrit kutusu kadar tereyağa fındık kadar sıvı yağı katarak erit ve yarım çay bardağı unu ekleyerek kavur. Sonra oda sıcaklığındaki 1-2 bardak sütü karıştırarak yedir. Topaklanmamasına dikkat et. Olursa da canın sağolsun!  Muhallebi kıvamına gelip ortası baloncuk yaptıktan sonra ateşten indirip el blenderından geçirdin mi topak falan kalmaz. Teknoloji bugünler için var!

Pırasaları ince ince (oldukça ince) kes ve  yine kibrit kutusu (rejim tarifi gibi oldu) kadar tereyağ ve yarım kahve fincanı sıvı yağda tamamen ölünceye kadar kavur.  Ve bunu ılık beşamel sosun içerisine katarak karıştır. Hatta hafifçe ısıt.

Tart hamurunu yuvarlak  (22 cm lik mesela) veya oval fırın kabının  dibine özenle, eşit olarak yay kenarlarını biraz yukarı dogru uzat ki tart taşmasın ve bunu çatalla bir kaç kez del ( Nedeni için Mübüş'ün cebini vereyim zira ben bilmiyorum ama vardır bir hikmeti). Sonraher bir dilimini iki üç parçaya böldüğün jambonları tartın üstüne koy. En üstüne pırasalı beşameli boca et güzelce yay. Alttan ısınmış 200 derece fırında 50dk pişir.  Üstüne  rendelenmiş taze kaşar veya mümkünse Kars gravyeri ekle. Dereceyi yarıya indir 20-25 dk daha  pişir.  Bu ıspanaklı ve pazılı da yapılabiliyor. Jambon istemezeniz o da olur. Tamamen duruma ve ruh haline bağlı. Nasıl MUTLU olursanız ;) 40'ımda görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder