Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

3 Nisan 2011 Pazar

BOŞ VAKİT

 Bundan  bir iki hafta evvel oldukça üzücü bir cenazeye katıldık.  Cenzede imam aynen söyle dedi:  Peygamberimiz beş şey elinizdeyken kıymetini bilin der çünkü mutlaka yitireceksiniz ; meşguliyet gelmeden boş vaktin,  hastalık gelmeden sağlığın, yaşlılık gelmeden gençliğin, yokluk gelmeden varlığın ve tabii ölüm gelmeden hayatın.  Kafam bu sözlere takılı kaldı...  Yukarıda sayılan bu önemli kalemlerin arasında biri özellikle dikkatimi çekti.. Boş vakit.... Bu esasında diğer sayılanlara nazaran pek de bu  ilk beşin içerisinde beklemeyeceğiniz bir  kalem. Neden? Boş vakit hayatımızda niye bu kadar önemli? Bunu halen düşünüyorum. Acaba sevdiklerimize ve kendimize vakit ayırmanın ne derece önemli olduğu mu anlatılmaya çalışılıyor?  Yoksa yoğun, zorlu anlara karşı boş vakitlerimzde yeterince hazırlık yapmalı ve  dengemizi mi bulmalıyız? Yoga da yaptığımız gibi,   dinamik bazı hareketlerin arkasından dağ duruşu dediğimiz pasif gözüken adeta bir hazır ol duruşuna geçeriz. Aynen askerlerin yaptığı gibi. Bu tekrar nerde olduğunu hatırlamak, kaybettiysen tekrar merkezine dönmek ve  sağlam basarak dünyayla bağlantıyı kurmak için yapılır. Bayılırım dağ duruşuna sanki  bir kaç saniyede kendine dönersin ve diğer geçeceğin dinamik hareketler için bir anda  enerjinin depoladığını hissediverirsin.. Belki de kasdedilen budur. Bilmiyorum...

Koşuşturmanın ortasında sayılabilecek en önemli boş vakit öğle tatilleridir benim için.  Durup soluklandığın, başka bir dünyaya daldığın  saatler. Geçen hafta Ankarada yaptığımız ziyaret sırasında bana yemekhanede yemek yiyeceğimizi söylediklerinde kendimi tutatamayıp söylendim.. Benim için soluklanma başka dünyalara dalma vaktiydi ve bu nedenle dışarı çıkılmalıydı.. Valla kırmadılar beni Ankara'nın  Balgat'ta yeni yeni yapılanan mangalcılarından birine götürdüler. Bundan 4 gün önce Istanbul'un eticilerinden birinde kızlarla buluşmuştuk. Ankara'nın kasap etçi konsepti İstanbulu'un kinden daha geleneksel bir havadaydı. Ortaya getirilen kagıt üstüne atılmıs dökme salata denilen ot bahçesi bana, yeni, pratik ve eğlenceli geldi. (Bostan Bolu Mangal http://www.bolumangal.com/ )   Galiba Ankaralılar bu işi sevmişler ki koca bir caddenin bu tip lokantalarla bir anda dolduğunu anlattılar. Kasap fiyatına kilo ile et yiyorsunuz anlıyacagınız... Konsept bu... Oldum olası dry aged koca tbone steakleri kendime uzak buldum.  Benim gibi bir Trakyalı için et döner,  köfte ve pirzola demek. Hadi bir de iyi bir bonfile diyelim. Onun ötesindeki  bu koca koca etler beni açmıyor. Açanlar için kızlarla denediğimiz İstanbul usulu  kasap ise Şaşkınbakkaldaki  Beeves steakhouse  http://www.beevesteak.com/

Kısacası bu hafta bol muhabbetli ve bol etli bir hafta oldu anlayacağınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder